Konfor alanı: Psikolojik olarak kendimizi tanıdık, yakın ve güvende hissettiğimiz çember. Etrafımız sıcacık, güvenli bir çemberle sarılmışken, o çemberi kırıp buz gibi gerçekliğe adım atmak cesaret gerektirir. Pek çoğu, hayatlarını daracık bir çemberde kalarak geçirir. Ancak öyle bir zaman gelir ki, o çemberin dışına atmamız gerekir kendimizi.
Geceler de karanlık ve serindir, ancak çekici ve gizemli bir güzelliği vardır. Eğer hep gün ışığında kalsaydık, gecenin gizemli vaat edici güzelliğiyle tanışamazdık.
Merak, cesaret ve özgüven. Bu üç dostunu kalbinin merkezine koy, çemberi kır ve değişime açık ol. Bırak hayatına yeni yüzler girsin, yüzün yeni yerler görsün, yerler yeni deneyimleri kucaklasın. Bırak, dönüşüm başlasın. İçindeki kelebek, uyan ve kanatlarını aç. Uç, özgürce uç. Çemberden kurtul ve özgür bir kelebek misali, farklı değişimlere uç. Her küçük değişim parçası, dönüşümünün bir parçası. Ve sen, uçacak ve yeni yapraklarda kendini bulacaksın. Ve sen, özgür bir kelebeksin. Çemberin seni hapsetmesine izin verme. Kır, uç ve deneyimle.
9 Aralık 2018 Pazar
10 Kasım 2018 Cumartesi
Merak ile bir Vals
Merak denilen his o kadar tehlikeli, çekici ve bir o kadar da heyecan verici ki. Sanki incecik bir ipte yürümek gibi, düşme riskine rağmen dayanılmaz bir yürüme isteği geçiyor içinden. Sonu kötü bitse de denemek, acıtsa da hissetmek istiyor insan. Benim için merakın karşı konulamaz bir cazibesi var.

Merak, deneyimdir.
Deneyim, risktir.
Risk, yaşamdır.
Ve yaşam, yeniden tehlikeli bir meraktır.
Hayatın ince baharatlarını denemeden rutin kurbanlarından biri olmak, sizce de bir tür ölüm değil mi? Aynı kelimesi, içimde bir ürperti yaratıyor. Heyecanlı tesadüflerden ırak, aynılığın içine hapsolmak, bir tür canlı işkence. Ve en kötüsü de, farkındalık denilen uyanışa sahip olmadan sonsuz bir bilinçli uykuda kalmak.
Merak, yeni insanlar tanıtır sana. O insanlar, farklı geçitler sunar hayata. Geçitlerden seçimlere, aynılıktan benzersizliğe yürürsün meraklı adımlarla.
Merak, eşsiz bir histir. Sonu pişmanlıkla da bitebilir, kocaman bir memnuniyet ile de. Cesaret gerektirir, uçurumdan atlamak gibi. Sonunda paraşütün olacağını bilmeden, atlar mısın dipsiz sonsuzluğa?
Ve merak, müziğin ritmiyle salınan iki bedenin valsini izlemek gibiydi. Bazen de hızla giden motorda yüzünü yalayıp geçen rüzgardı. Kalbinin hızla atmasına sebep olan, tutkunun adrenalinle dansıydı.
Ah, sen çok tehlikeli bir hissin... Uzak durmam gerek, ama elimde değil, fazla çekicisin. Sensizlik, hayatta en zevk aldığım renge veda etmek demek. Dengeli olacağına söz verirsen, seninle bir vals yapmaya varım.
Merak, deneyimdir.
Deneyim, risktir.
Risk, yaşamdır.
Ve yaşam, yeniden tehlikeli bir meraktır.
Hayatın ince baharatlarını denemeden rutin kurbanlarından biri olmak, sizce de bir tür ölüm değil mi? Aynı kelimesi, içimde bir ürperti yaratıyor. Heyecanlı tesadüflerden ırak, aynılığın içine hapsolmak, bir tür canlı işkence. Ve en kötüsü de, farkındalık denilen uyanışa sahip olmadan sonsuz bir bilinçli uykuda kalmak.
Merak, yeni insanlar tanıtır sana. O insanlar, farklı geçitler sunar hayata. Geçitlerden seçimlere, aynılıktan benzersizliğe yürürsün meraklı adımlarla.
Merak, eşsiz bir histir. Sonu pişmanlıkla da bitebilir, kocaman bir memnuniyet ile de. Cesaret gerektirir, uçurumdan atlamak gibi. Sonunda paraşütün olacağını bilmeden, atlar mısın dipsiz sonsuzluğa?
Ve merak, müziğin ritmiyle salınan iki bedenin valsini izlemek gibiydi. Bazen de hızla giden motorda yüzünü yalayıp geçen rüzgardı. Kalbinin hızla atmasına sebep olan, tutkunun adrenalinle dansıydı.
Ah, sen çok tehlikeli bir hissin... Uzak durmam gerek, ama elimde değil, fazla çekicisin. Sensizlik, hayatta en zevk aldığım renge veda etmek demek. Dengeli olacağına söz verirsen, seninle bir vals yapmaya varım.
30 Ekim 2018 Salı
Serotonin Sarhoşu
ve bazen, sadece tek bir an, sonsuzluğa uzanan minik bir yağmur damlasında, bir müziğe rastlıyorsun. Enstrümanlar öylesine güzel bir harmoni oluşturuyor ki, sen de bir parçası oluyorsun.
Parça.
Bütün.
Hepimiz büyük bir bütünün kayıp parçaları mıyız,
yoksa biz miyiz bir bütün, ve geri kalanlar benliğimizden kopan parçalar..?
Müziğin büyüsü, gizemi, maneviyatı ve spiritüalliği. Notaları kelimelerle anlatabilir misiniz? Hiç duymamış birine nasıl müziği anlatırsınız? Belki de hisler. Evet, hislerden bahsederim.
Bir nevi sevgi, ama büyük olanlardan. Hani emin olmadığımız sevgi türleri vardır ya, papatyalardan kopan yapraklara güveniriz bir hissi tanımlamak için. Müzik için aldığım nefes, notalarla eş değer atan kalbim ve serotonin sarhoşu hislerim... Evet, bence buna güvenebilirsiniz sevgili ruhuyla işiten insanlar. 💮
ne egoist bir yaklaşımdır, bir müziği tanımlama çabası.
Müzik seni seçer,
sana dokunur,
özüne iner,
benliğinde bir keşiftir;
sonu olmayan bir döngü.
Parça.
Bütün.
Hepimiz büyük bir bütünün kayıp parçaları mıyız,
yoksa biz miyiz bir bütün, ve geri kalanlar benliğimizden kopan parçalar..?
Müziğin büyüsü, gizemi, maneviyatı ve spiritüalliği. Notaları kelimelerle anlatabilir misiniz? Hiç duymamış birine nasıl müziği anlatırsınız? Belki de hisler. Evet, hislerden bahsederim.
Bir nevi sevgi, ama büyük olanlardan. Hani emin olmadığımız sevgi türleri vardır ya, papatyalardan kopan yapraklara güveniriz bir hissi tanımlamak için. Müzik için aldığım nefes, notalarla eş değer atan kalbim ve serotonin sarhoşu hislerim... Evet, bence buna güvenebilirsiniz sevgili ruhuyla işiten insanlar. 💮
ne egoist bir yaklaşımdır, bir müziği tanımlama çabası.
Müzik seni seçer,
sana dokunur,
özüne iner,
benliğinde bir keşiftir;
sonu olmayan bir döngü.
Complicated Mass of Humanity
Then you'll you'll discover quite quickly how extraordinary a life was meant to be, could be
And it's, it's just we get so messy, it's not that we are doing lots of wrong things, our mind is so messy
We don't keep it simple
And we end up making the life that we are living, so in-ordinarily complicatedCompletely unnecessarily, and it's such a shame to end up feeling, in a real muddle, while actually, you ought to be having the time of your lives
It doesn't actually take very much to make the deepest part of us incredibly happy
You know?
Just to be here, just to appreciate
Appreciate being here
To feel that you're alive
To be in touch with your heart
That's it
That's it
It takes mindfulness to come to a human life
And then above that, it takes mindfulness and virtue, to come to a fortunate human life
Why can't we do it?
And yet the world is creaking under the strain of this in-ordinarily complicated mass of humanity and actually you know, it's really simple
Burgs-Mt. Wolf
11 Ekim 2018 Perşembe
2611 km
2611 km.
2611 km.
There I was, sitting on the roof of the worldThere I was, there I wasNot knowing how I got thereOr how to leaveEveryone says I was lucky to have got thereAs not many can
Truth be told I was savedBy the love, of a good manWho came and got meAnd brought me downFrom on up thereAnd I'd be lying if I didn't say
I missed it now and thenBut I have no wish to go back there
(Dido)
2611 km.
2 Ekim 2018 Salı
Özlem denilen boktan his
Özlem bazen çok boktan bir his. Dünyanın tüm pis, kokuşmuş ve kötü yanlarına karşı koymanın en etkili yolu, sevdiğinin sımsıkı sardığı kollarının arasında o sıcak sevgiye tutunmaktır aslında. O tanıdık kokusunu içine çekmek, derin sesini dinlemek ve kalp atışını hissetmek.
Bedenler birbirinden uzak kalsa da kalpler arasına mesafe girmez. Aynı anda atıp, aynı hissi mesafeler ötesinden yaşarlar.
Mantık ile duygu arasındaki ezeli rekabet; siz birbirinizin kayıp kardeşisiniz. Aynı hikayeyi farklı üsluplarla anlatıyorsunuz. Ne kadar zıt görünseniz de bir araya gelince mükemmel bir gri meydana getiriyorsunuz. Fakat, konuşma tarzınız, aldığınız kararlar, kişiliğiniz bir farklı görünüyor dışarıdan bakınca. Eh, bu da bir ön yargı işte. Kırılması gereken, bozuk bir yargı. Mantığı erkek, duyguyu kadın düşünürüz. Halbuki hiç bilmeyiz ne güçlü kadınlar vardır, duygularını bir kutuya kilitleyip en zorlu kararları mantığı ile alan. Ve hislerini öyle yoğun yaşayan adamlar vardır ki, kalbini açıp duygularını özgür bırakan. Mantık güçlüdür, duygu zayıf. Mantık gerçektir, duygu yalan. Mantık doğrudur, duygu yalan. Hep bu tarz kelimeleri yaşama saldılar, uçsun ve insanların içlerinde yer edinsinler diye. Bu yüzden erkekler duygularını sakladı, kadınlar mantıktan ırak olmakla yaftalandı. Gerçek ise bundan biraz farklıydı. Aslında mantık ile duygu, uzlaşmacı bir ilişkiye sahipti. Bu bir denge meselesi. Zaman gelir, duygularına kulak verirsin. Aşk nefreti alıp gelir, özlem güvensizliğe bakış atar. Zaman geçer, mantığı dinlersin. Kalbine kulak vermeden aldığın her karar, hayatına karanlık bulut olup çöker. Denge kurmak lazım. Her ikisi arasında ince bir ipten geçecek, riskli bir oyun oynayacaksın. Bir yöne fazla ilerlediğinde denge bozulacak, düşeceksin. Ortada kalmak lazım bazen. Ama, insanız, zayıfız, yapamayız.
Zor.
Çok zor.
Özlem boktan bir his.
İpin karanlık tarafına yürüdüm, ve düştüm.
Bedenler birbirinden uzak kalsa da kalpler arasına mesafe girmez. Aynı anda atıp, aynı hissi mesafeler ötesinden yaşarlar.
Mantık ile duygu arasındaki ezeli rekabet; siz birbirinizin kayıp kardeşisiniz. Aynı hikayeyi farklı üsluplarla anlatıyorsunuz. Ne kadar zıt görünseniz de bir araya gelince mükemmel bir gri meydana getiriyorsunuz. Fakat, konuşma tarzınız, aldığınız kararlar, kişiliğiniz bir farklı görünüyor dışarıdan bakınca. Eh, bu da bir ön yargı işte. Kırılması gereken, bozuk bir yargı. Mantığı erkek, duyguyu kadın düşünürüz. Halbuki hiç bilmeyiz ne güçlü kadınlar vardır, duygularını bir kutuya kilitleyip en zorlu kararları mantığı ile alan. Ve hislerini öyle yoğun yaşayan adamlar vardır ki, kalbini açıp duygularını özgür bırakan. Mantık güçlüdür, duygu zayıf. Mantık gerçektir, duygu yalan. Mantık doğrudur, duygu yalan. Hep bu tarz kelimeleri yaşama saldılar, uçsun ve insanların içlerinde yer edinsinler diye. Bu yüzden erkekler duygularını sakladı, kadınlar mantıktan ırak olmakla yaftalandı. Gerçek ise bundan biraz farklıydı. Aslında mantık ile duygu, uzlaşmacı bir ilişkiye sahipti. Bu bir denge meselesi. Zaman gelir, duygularına kulak verirsin. Aşk nefreti alıp gelir, özlem güvensizliğe bakış atar. Zaman geçer, mantığı dinlersin. Kalbine kulak vermeden aldığın her karar, hayatına karanlık bulut olup çöker. Denge kurmak lazım. Her ikisi arasında ince bir ipten geçecek, riskli bir oyun oynayacaksın. Bir yöne fazla ilerlediğinde denge bozulacak, düşeceksin. Ortada kalmak lazım bazen. Ama, insanız, zayıfız, yapamayız.Zor.
Çok zor.
Özlem boktan bir his.
İpin karanlık tarafına yürüdüm, ve düştüm.
10 Eylül 2018 Pazartesi
R E A D
L I V E
L A U G H
S M I L E
T R A V E L
F O R G I V E
E X P E R I E N C E
R E M E M B E R
R E S P E C T
L I S T E N
S P E A K
L A U G H
T R A V E L
F O R G I V E
S A Y S O R R Y
S A Y T H A N K Y O U
S A Y I L O V E Y O U
E X P E R I E N C E
R E M E M B E R
E N J O Y
L E T I T G O
L E T I T B E
R E S P E C T
L I S T E N
S P E A K
L O O K
F E E L
W R I T E
L E A R N
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)
